Fuhşun envâı, bugün, çevreyi alt-üst ediyor; Beşeriyyet, bu hayâsızlığa kurban gidiyor!.. Uçurumlar dolu yollarda şuursuz gidilen. Medeniyyet diye, her çirkefi taklîd edilen, Batı dünyâsı bu yüzden çürüyüp çökmekde, Mahvolan aileler, bahtına yaş dökmekde. Uçurumdur sonu, ahlâkı çöken Avrupa’nın, Geçmez olmuş sözü evlâdına öz babanın!.. Annelik hissi, gönülden silinip gitmekde,…
Kategori: Şiirler
Toprağın derinliğinde tohuma can veren kim Deniz dalgalarından bulutları göğerten kim Ufuklardan bitkilere yaşam sunan rüzgârı estiren kim Yeryüzü kimindir, o baktığın güneşin ışığını gönderen kim Buğday başağının gözelerini inci ile dolduran kim Mevsimleri sırasıyla değişme özelliği veren kim Ey toprak ağası bu topraklara bir bak senin mi ki, değil…
Seyreyle Güzel Kudret-İ Mevla Neler Eyler Allaha Sığın Adl-İ Taala Neler Eyler Canana Gönül Vereli Ben Candan Usandım Hem Düşeliden Derdime Dermandan Usandım Meyl Eylemesem Gayrisine Tevbeler Olsun Bu Ân’e Değin Ettiğin İsyandan Usandım Pervane Gibi Yanmağı İster Deli Gönlüm Her Şam-U Seher Ah İle Efgandan Usandım Kalmadı Firak Giryesine…
[dropcap]”O[/dropcap]dama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım: O gün akşama kadar İslâm’ın garibliğine, müslümanların inhitâtına ağladım, ağladım…” Sebilürreşâd Şimal müslümanlarından Atâullah Behâeddin Görünmez âşina bir çehre olsun rehgüzârında; Ne gurbettir çöken İslâm’a İslâm’ın diyarında? Umar mıydın ki; mabetler, ibâdetler yetim olsun? Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun? Umar mıydın cemâat bekleyip…
Belâ-yı mâsivâya mübtelâyım yâ Rasûlallah! Zebûn-i pençe-i nefs ü hevâyım yâ Rasûlallah! Kerem kıl ben fakîre el-aman ey rahmet-i âlem Serâpâ mahz-ı isyân ü hatâyım yâ Rasûlallah! Sen evreng-i şefâat şâhısın, sultân-ı rahmetsin Kapında ben de bir kemter gedâyım yâ Rasûlallah! Şefâat kıl meded, yoksa o rütbe çok günâhım ki Ne rütbe yansam ol rütbe sezâyım yâ…
Yâ Nebî, şu hâlime bak! Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın; Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın! Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum; Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum. Tahammül et!” dediler… Hangi bir zamana kadar? Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var! Gözümde tüttü bu andıkça yandığım…
Bu şehirdi, benim ilk hasretim bu şehirdi, Sırdır anılarımda hala sır çocukluğum! Sanki başka bir izden başka bir semte girdi; Hep böyle şaşkın şaşkın bakınır çocukluğum… Ne kaybettiyse böyle kaybetti hep bu sersem, Sırra ihanet olur bundan bir fazla dersem! Hangi köşebaşından önüne çıkıversem, Ağlamaklı bir tavır takınır çocukluğum… Zor…
Sefinem gark oldu, dert deryasına, Sahra-yı sinemi, sel aldı gitti. Hasretkeş olmuştur dil leylasına, Bülbül-teg zarımı gül aldı gitti.Kuy-ı cananıma varayım derdim. Bir zaman zevk-i safa süreyim derdim. Didar-ı dildarı göreyim derdim. Nevbetim elimden, el aldı gitti. Sahra-yı sineme dağlar çekilmiş. Dal olmuş kametim, kaddim bükülmüş. Yar yolunda nice ömrüm…
Gözler ufuklarda… Çilekeş bir hayatın ardından Ak müjdeler getirecek göçmen kuşlar Anneler yine sevmesini öğrenecek Sâbâ ılık ılık esmese de ruhlara Ümit sünbüllenecek müjde müjde …Ve bir gün beyaz güvercinler dünyamıza… Daha fazla boğulmasın diye körpe gönüller Yağmurlarla gelecek⦠Tutuşan yüreğinden sevgi damıt zamana Kıvılcımlar özünün destânını yazsın Küsmesin diye…
Nuûtun vird-i esma vü müsemma Ya Resulellah! Kudumunla müzeyyen Arş-ı A’la Ya Resulellah!Müşerref gözlerin ey Nur-ı azam Rü’yetullah’la, Bunun, gözlerde cari feyzi Ya Resulellah!Sen, ol subh-i tecelligah-ı nura nur-i Vahdetsin Ki, hiç hükmünde kaldı Tur-i Sina Ya Resulellah!Tamamlar ism-i hasın levha-i düstur-i Tevhid’i, Olunmuş ta ezelden böyle imla Ya Resulellah!Uluvv-i şanını ilan için ehl-i…










