[Ehl-i hidayet ve huzurun hakikat-ı dünyalarına işaret eder levhadır.]Dema gaflet zeval bulduVücud, bürhan-ı Zât olduAkıl, miftah-ı kenz olduKemalin lem’ası söndüZeval, ayn-ı visal olduÖmür nefs-i amel olduZalâm zarf-ı ziya olduBütün eşya enis olduBütün zerrat-ı mevcudatFakrı kenz-i gına buldumEğer Allah’ı buldunsaBilâ-haddin azabdır tad,Eğer hakikî abd-i hudabin isenHesabsız bir sevab var tadEğer Mâlik-i…
Kategori: Şiirler
Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde Bak, hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret Bul Sâniini ol O’na hayrân gecelerde Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil Ko gafleti, dildârdan utan gecelerde Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde Cümle geceyi…
Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra… Arkadan kefenini, gömleğini soydular. “Aman kalkar!” deyip üstüne taşlar koydular, Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra. Yiğidim, hele anlatıver olup biteni! Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım… Ağlayıp da sînelerimizi dağlayalım, Yiğidim, hele anlatıver olup biteni. Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor…
Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler; Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi! Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî’î: Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar, Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. Sırtlanları…
Tevazuu severdi, kaynatıp taşırdılar Girdi hırs ambarına, çıkamadı bir daha… Haramla yağladılar, kibirle pişirdiler Bulanık göl ettiler, akamadı bir daha… Yakın arkadaşları çöplük yaptı beynini Doldurdular ve sonra dökemedi bir daha… Kör dikişler atıldı kaypak iradesine Sökmek istese bile sökemedi bir daha… Soyundu inancından terk-i edep eyledi Şerefini göğsüne takamadı…
Bu mevsim o kadar coşkun ki sular, Çığlık çığlık vadi, dere inliyor. Sular gibi köpürüyor duygular, “Gel Sonsuz’a yelken açalım” diyor. Nûr yağıyor, ışık sarmış her yanı, Zaman artık sevinç, neş’e zamanı.. Beklemiştik mevsimlerce bu ânı, Bir bir ölenler bir bir diriliyor… Her yanda güzellik, her yanda âhenk, Geçmişteki muhteşem…
Ağyar sâkîsinin bal şerbetinden Muhibb-i sâdıkın sözü şirindir. Kal ehli olanın nasîhatinden Bir ehl-i tarîkin izi şirindir. Çiçeksiz bahardan bülbülsüz gülden Sümbülsüz selviden lâlesiz daldan Hizmetsiz ustadan yarım molladan Elbet meyhanenin sazı şirindir. Yüzüksüz parmaktan şîvesiz dilden Bûsesiz dudaktan kemersiz belden Oynaşlı gelinden cilveli duldan Namuslu çingene kızı şirindir. Asâletsiz…
[one_half]Geç olmuş yatıyordum Fakat uyku tutmadı ve kalkıp, Yakıverdim şamdanı. Gecenin zülüfleri, seccademin püskülleri Yatıverdim pusuya Vakit gelmiş tavına, tecelliyat avına. Kur’an dinliyorum Davut (A.S.)’dan Canım da nasıl istiyordu zaten. Zerrelerimin ihtiyacı, kulaklarımı deliyor İşte sesler geliyor Hani bir de ağlamasam!.. Ne kaldı o bayrama dedim de durdum Kur’an sesi…








