“Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, ona destek olup saygı gösteresiniz ve Allah’ı da sabah akşam tesbih ve tenzih edesiniz.” (Fetih, 58/8-9) “Gün gelir, her ümmetten kendilerine birer şahit getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahit olarak getirip…
kocar.org
Özellikle 11 Eylül 2001’denberi Allah’ın her günü Batı Medyası’nda İslamcılık, İslamcı, Müslüman terörist, İslami militant, İslami fundamentalist, radikal müslüman, aşırı dinci gibi neseb-i gayr-i sahih kelimeler boy gösteriyor; üstelik, okurda menfi tedailer uyandıran bu kullanımların anlamları tam olarak da bilinmeden!… Batıda ortalama bir okur, İslamist ile müslüman arasındaki farkı bilmekten…
Upuzun bir kuraklaşma ve çölleşmeden sonra tatlı tatlı bahar rüzgarlarının esip yamaçlarımızın yeşermeye başladığı, yıllardan beri kanlı bir kâbus gibi üstümüze çöken zulmetlerin bir bir dağılıp gitmeye yüz tuttuğu ve artık peşi peşine şafak emarelerinin göz kırpıp geçtiği şu günlerde, şimdiye dek ehemmiyet verip yaptıklarımızla, önemsemeyip kulakardı ettiğimiz şeyler açısından…
Yıllar var ki bu millet, başka şey değil, kaybettiği aşkını, imânını yeniden kendisine iade edecek, düşüncesini sistemleştirip iradesini yönlendirecek ve millî düşüncenin yağmalandığı günden beri bir tarafta unutulmaya terk edilmiş koskoca târihî mirası ve kültür hazinelerini değerlendirecek rehber zekâlar bekliyor. Bizlerse ona, sadece, cismânî zevkler, maddî refah ve rahata giden…
Alvin Toffler, Amerikalı bir araştırmacı. Üçüncü Dalga (third wave) Yeni Güçler ve Yeni Şoklar (Powershift) adıyla Türkçe’ye çevrilen kitaplarında, dünkü ve bugünkü toplumlarla, yarının toplumunu irdeliyor. Dünyanın, tarihin, belki de en keskin virajında olduğu şu dönemde Toffler, gerçekten çok ciddî noktalara parmak basmakta ve İslâmî kaynaklarda da belli kesitleri sunulan…
Biz kimseye kin tutmayız, Ağyar dahi dosttur bize. Kanda ıssızlık var ise Mahalle vü şardır bize Adımız miskindir bizim, Düşmanımız kindir bizim. Biz kimseye kin tutmayız, Kamu âlem birdir bize. Pişrev bize Kur’an’durur, Vatan bize cennetdürür. Cehennemi Hak yandırır, O gül-i gülzardır bize. Vatan bize cennetdürür, Yoldaşımız ol Hak’durur. Hak’tan…
Millet eğer varolmak istiyorsa, kendi azmine, kendi iradesine, kendi samimiyetine ve kendi fedakârlığına güvenmelidir. Başkalarına güvenip dayanarak başkalarından merhamet dilenerek, hasım bir dünyaya itimât ederek bir yere varılamayacağı artık ortadadır. Hatta, bu vaziyette bir yere varmak şöyle dursun, bulunduğumuz durumu muhafaza etmemiz bile oldukça zordur. Ve hele karşımızda, muvaffakiyetlerimizden rahatsız…
“Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden Bir çok seneler geçti dönen yok seferinden.” Yahya Kemal İhsan O. Anar sürgünü ve sürgünlüğü tanımlarken, “Ait olduğunuz bir yerin gerçekten var olduğuna ve bizzat kendinizin de orada olmadığına inanıyorsanız, hepsinden öte, oraya erişmenize engel olan biri ya da bir şey varsa, kelimenin…
Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûr’sun Mihr-i âlem-gîrsin başdan ayağa nursun Târik-ı gülzâr-ı âlem mâlik-i mülk-i adem Münkirine mahz-ı mâtem mü’minîne sûrsun Sensin ol şâh kim Süleymanlar kapunda mûrdur On sekiz bin âleme hükmetmeğe me’mûrsun El benim dâmen senin ey rahmeten li’l-âlemîn Şöhretim isyân benim sen afv ile meşhûrsun…
Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkuntu dörtbir yanda olup bitenleri seyrediyorum. Fırtınalarla sarsılan çamı-çınarı, devrilip kendi enkâzı altında kalanı, her şeye rağmen başaklar gibi salınışlarıyla etrafa tohumlar saçanı ve darbelene darbelene ruhuyla bütünleşip ölümsüzlük kuşağına ulaşanı… Tufanları tufanların kovaladığını, dalgaları ifritten dalgaların takip ettiğini ve ardarda sarsıntıların arkasında…










