Engin Sezen, The Circle Harun Tokak, 1955’te Uşak’ın Kırk’a köyünde doğmuş. Bir köy çocuğu…Hizmet Hareketi içinden çıkmış bir başarı hikayesi… 1979’da İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun olan Harun Hoca’nın, eğitimciliği yanısıra, kariyerinde Başbakanlık Müşavirliği, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanlığı da var. Özellikle, Yenişafak gazetesinde Pazar günleri, özgün bir üslupla yazdığı hikayeleriyle daha…
Etiket: Allah
Bunlar bakışlarında bütüncüllerdir; doğru görür, doğru düşünür ve her hamlelerini hak mülahazasına bağlarlar. Nefis ve mâverâ-i tabiat arasındaki gel-gitleri hep bu temel espri etrafında cereyan eder. Onlar yerinde irade ve şuur merceğini kendi iç dünyalarını temaşaya yönlendirir ve fıtrat-ı asliyelerini kontrole koyulur; ardından da hemen onu ötelere ve ötelerin de…
Bir Şey Yaratmak İstediğinde Sadece “Ol” Der “Ol” mânâsına gelen “kün” kelimesi, “kevn” masdarının emir sîgasından türetilen bir terim olup Kelâm, Tasavvuf ve Edebiyat’ta Allah’ın yoktan mutlak mânâda yaratmasını ifâde etmek için kullanılır[1]. Buna “Tekvîn” de denir. Tekvîn, el veya âletle bir şey yapmayı ifade etmez. Tekvîn, irade ile, kudretin…
Ben yaklaşık 5 yıl diye hatırlıyorum; arkadaşlarıma da sordum, onlar da öyle söylediler. Dile kolay tam 5 yıldır Hocaefendi cehri kıraat yapılan namazlarda istisnalar hariç imamlık yapmıyor. Arkasında namaz kılınacağına, imamlık evsafını haiz olduğuna inandığı insanları mihraba geçiriyor. Ama 10 Şubat 2014 günü akşam namazında bir istisna daha yaşadık. İmamete…
Son hâdiselerin ağırlık ve boğuculuğu altında materyalist bir medeniyetin, İslâm’a, hilâle karşı ne denli kin, nefret ve intikam düşünceleri taşıdığını bir kere daha görüp yaşadık ve bir kere daha ürperip sarsıldık…Evet, görüp şahid olduk ki, biz ne kadar şirin görünürsek görünelim, kendimizi ona ne kadar yakın hissedersek edelim, Avrupa bize…
Kast; teveccüh, îtimat, dosdoğru yürüme, bir hedef belirleyip o istikamette hareket etme, ifrat ve tefrite düşmeden itidalli düşünme, itidalli yaşama ve hep itidali takip etme mânâlarına gelir ki, lügatlere mevzu teşkil eden bu mefhumlarla erbâbının; Mahbûb-u Hakîkî olan Allah sevgisini, Allah hoşnutluğunu elde etme yolunda, O’ndan başka her şeyden kalbî…
Şu enâniyet asrında cinnet hummalarından kurtulmanın yolu, nazar dağınıklığına düşmemek ve her işi Allah için işlemektir. Bazen, farkına varmadan, gerçek kalbî derinliğimizin üstünde “görünme arzusu”, kendimizi duyurma isteği olabilir içimizde. Allah’a kendimizi ifade etmek istediğimiz zaman, kendimizi başkalarına duyurma gibi bir niyet de bulunabilir ki, bu nefis dürtüsü, bir ruhî…
Hâl; insanın kendi derinliklerinde ötelerden gelen esintilerle yaşaması ve kalb ufkunda cereyân eden gece-gündüz, sabah-akşam farklılığının duyulup hissedilmesidir. Onu insanın cehd ve gayreti olmadan, insan kalbini saran sevinç-hüzün, kabz-bast şeklinde anlayanlar, bu oluş ve sezişin devam ve istikrârına “makam”, onun zevâl bulup gitmesine de “nefsânîlik” demişlerdir… Bu itibarla, “hâl”e, bir…
Şimdi Vefa Zamanı Ben bir köy çocuğuyum. İlkokulu dağlar arasındaki küçük köyümüzde okudum. Bir sonbahar günü babam ağabeyimle benim elimden tutarak İmam Hatip Okuluna yazdırmak için şehre götürdü. Annemi hala toprak evimizin önünde, bir elini hafifçe bize sallarken diğer eliyle göz pınarlarına biriken yaşları beyaz yaşmağının ucuyla silerken hatırlarım. 1970’li…
“Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, ona destek olup saygı gösteresiniz ve Allah’ı da sabah akşam tesbih ve tenzih edesiniz.” (Fetih, 58/8-9) “Gün gelir, her ümmetten kendilerine birer şahit getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahit olarak getirip…










