“Ben yitirdim yolumu / Yolların günahı ne?” şarkısı münafıklar için bestelenmiş gibidir. Hep önde görünseler, camiye gittiklerinde ön safları doldursalar, Kâbe’yi tavaf ederken poz verseler de “yitirilmiş bir yolun yolcuları”dır onlar. Maruz kaldıkları/ kalacakları “ebedî hüsran”a kendi yapıp ettiklerinin sonucu olarak düşenler. Kazanırken kaybedenler, çırpınırken batanlar, izzetleri kopkoyu bir zillet…
Etiket: kur’an
[box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] “İyiliğin neticesi iyilikten başka bir şey olmaz” [Rahman 60][/box] [box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] “Hiç kimse bir başkasının günahından dolayı sorumlu olmaz” (Fatır 18][/box] [box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] “Müminler işlerini şura (danışma) esasına göre yürütürler” [Şura 38][/box] [box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] “Barış, elbette…
[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]83 âyetten oluşan bu sûre, İslâmî tebliğin Mekke döneminin ortalarında inmiştir. İsmini ilk âyetinden alır. Bazılarına göre, Yâ-Sîn’in manâsı “Ey insan!” demektir. Başlıca üzerinde durduğu konular Tevhid, Âhiret ve Nübüvvet’tir. Allah Rasûlü aleyhissalâtü vesselâm, bu sûrenin Kur’ân’ın kalbi olduğunu buyurmuşlardır. O, ölü kalblere hayat verir; ölmek…
İnsandaki fitne ve bozgunculuk duygusunu Kur’ân, “yardımlaşma, iyilik ve takva üzerinde olma” kavramlarını kullanarak eğitir. Mesela: “ Ey inananlar!.. Bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi saldırıya sevk etmesin, iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir. ” (Maide, 5/2) Âyet-i kerîme, sadece…
Hâl; insanın kendi derinliklerinde ötelerden gelen esintilerle yaşaması ve kalb ufkunda cereyân eden gece-gündüz, sabah-akşam farklılığının duyulup hissedilmesidir. Onu insanın cehd ve gayreti olmadan, insan kalbini saran sevinç-hüzün, kabz-bast şeklinde anlayanlar, bu oluş ve sezişin devam ve istikrârına “makam”, onun zevâl bulup gitmesine de “nefsânîlik” demişlerdir… Bu itibarla, “hâl”e, bir…
Varlığın en bereketli ışık kaynağı, sözün en çarpıcı, en kuvvetli nüktesi O’dur. Yeryüzündeki bütün câzibedâr güzellikler, O’nun ışığının varlık üzerine akseden gölgesi, en büyüleyici ses ve nağmeler o semâvi solukların sadece bir perdesidir. O’nun ışıktan beyanları arasında tenezzüh, gönülden kirleri, gözlerden de günahları siler-süpürür. O’nun ötelere açık zümrütten iklimlerini temâşâ,…
“Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, ona destek olup saygı gösteresiniz ve Allah’ı da sabah akşam tesbih ve tenzih edesiniz.” (Fetih, 58/8-9) “Gün gelir, her ümmetten kendilerine birer şahit getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahit olarak getirip…
İnsanoğlu varedilip bu âleme gönderilirken, iyi-kötü, güzel-çirkin, yararlı ve zararlının nüvelerini de beraberinde getirmiş ve bunlardan bir bölümüne mâhiyetinde çimlenip gelişme hakkını vermiştir. O günden bu güne de insan mahiyetinde, geceler gündüzlerle iç içe; kömür, elmasla yanyana; aydınlık, karanlığın arkasında; kin ve nefret, sevgiyle yaka paça; hürriyet, esarete karşı bitmeyen…
Dünya kuruldu kurulalı gündüzler geceleri, ışık da karanlığı adım adım takip etmekte; yok olmaları varolmalar, ölmeleri de dirilmeler kovalayıp durmaktadır. Toprağın sinesinde kendini çürümeye salmış bir tohum, sümbül hayatını netice vermekte; kayaların bağrını döl yatağı edinmiş minik çam çekirdeği, şartların müsamahasızlığına rağmen salkım salkım boy atıp gelişmekte ve tıpkı hasmını…
GİRİŞ : Zamanımızda çocuk meselesi bütün dünyada aktüalitenin ana meselelerinden biri olmuştur. Türkiye’mizde de durum aynıdır, müstakil ”çocuk mahkemeleri nin kurulmasıyla alâkalı kanunun çıkmış olması, çocukla ilgili meselelerin ayrı bir şekilde ele alınması gereğinin resmen benimsenmesi olmuştur. Müslümanlar olarak bizlere, meselelerimize dinî bir yaklaşımla nazar etmek, dinimiz bu mevzuda neler…










