TarıkBurak Fethullah Gülen Hocaefendi, Ramazan ayı dolayısıyla geçici imamlık için Edirne’ye gelmişti. Fakat Ramazan ayı bitiminde buradan onu göndermek istemediler. Ramazanın sonunda valizini hazırlamış Erzurum’a dönmek üzereyken esnaf ve mahalleli Hocaefendi’nin gitmemesi yönünde baskı yaptılar ve Müftülük dahil her yere başvurdular. Müftü vekili İbrahim Akın Bey, Hüseyin Top Hoca’ya, ‘hocam…
kocar.org
Fuat Kocaer (Anlatamadık Kendimizi) Bazı çığlıklar vardır;kimseyi suçlamaz,kimseyi hedef almaz.Sadece içte birikir. Benimkisi öyle bir çığlık.Ne bağırabildim,ne de sustuğumda huzur bulabildim.Çünkü bu sükût, teslimiyet değil;anlatamamanın ağırlığıydı. Dost bildiklerim vardı.Birlikte aynı kelimelere inanmıştık,aynı idealleri fısıldamıştık.Zaman değişti, yük ağırlaştı.Kimseyi suçlamıyorum.Belki ben kendimi yeterince anlatamadım.Belki hâlim, kelimelerimin önüne geçti.Belki de bu yol, herkesin…
Fuat Kocaer İstanbul Üniversitesi’nin batılı tarzda bir eğitim vermesi 1846 yılında isminin “Dârülfünûn” şeklinde değiştirilmesi ile başlamış olmasına rağmen; geleneksel medrese tarzında eğitim verdiği dönem de geçmişine dâhil edilir. Bu resmî kabule göre İstanbul Üniversitesi; 30 Mayıs 1453’te, “Medâris-i Semâniye ve Fatih Dârüşşifâsı” ismiyle Fatih Sultan Mehmed tarafından açılmıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk yükseköğretim müessesesi olan…
Tarık Burak Gönülleri Fetheden Genç Bir Hoca Kader, Hocaefendi’nin yolunu bir başka çiziyordu. Hayatının baharında, kara trenle Edirne’ye doğru elinde tahta bavuluyla çıktığı bu yolculuk durmadan devam edecekti. Hüzünler, gurbetler, hapisler, mayınlı tarlalar, kürsülerdeki gözyaşları, yokluk ve zorluklar onun kaderi olacaktı. Hocaefendi’nin Hüseyin Top isimli akrabası Edirne’de hocalık yapıyordu. Aynı zamanda…
YORUM | AHMET KURUCAN Maddeler halinde değerlendirme yaparak “ümmî peygamber” yazı serimizi sonlandırıyoruz. 1- Bu konuyu kaleme alma sebebim hakikat arayışı içinde bulunan, ne Hz. Peygambere (sas) olan sevgisi ne de dinî samimiyetinden şüphe etmediğim bir dostumun Peygamber Efendimizin gerçekten okuma yazma bilip-bilmediği konusundaki sorusu oldu. Bu soru benim zihnimde…
YORUM | AHMET KURUCAN Hz. Peygamber’in ümmiliğini ele aldığımız bu yazı dizisinde sıra Hudeybiye anlaşmasında “Muhammedün Resulullah” kaydını silmesi için Hz. Ali’ye o cümlenin yerini göstermesini istediği rivayete geldi. Hadise Hudeybiye’de Mekke müşrikleri ile yapılan anlaşmanın kayda alınması esnasında geçer. Hz. Ali anlaşma metnini kaleme alan kişidir. Metnin başlangıcında yer alan…
YORUM | AHMET KURUCAN Geçen haftaki yazımızı nazil olan ilk ayette “ben okuma bilmem”, hilalin görülmesi konusunda “biz ümmi bir ümmetiz” ve Hudeybiye anlaşmasında “Muhammedün Resullullah” kaydını silmesi için Hz. Ali’ye o cümlenin yerini göstermesi meselelerine geçeceğim diye bitirmiştik. Herkesin bildiği gibi Alak süresinin başında geçen ve “ikra” diye başlayan beş…
YORUM | AHMET KURUCAN Geçen haftaki yazımızın son cümlesi şu soru ile bitiyordu: “Pekala Kur’an’ın mucizevi oluşunu belirtmek amacıyla okur yazar olan insanların Kur’an’ın haydi bir benzerini getirin diye meydan okumasına rağmen hiçbir ayete nazire getirememesi ama ummî olan (okuma-yazması olmayan anlamında) Hz. Peygamberin Kur’an’ı getirmesi şeklindeki çıkarımın hiç mi değeri yoktur?”…
YORUM | AHMET KURUCAN Bu serinin ilk yazısında ümmî kelimesinin Kur’an’daki kullanımlarını ve manalarını ele aldıktan sonra Peygamber Efendimizin (sas) hayatını anlatan hadis, siyer, megazi türü eserlerdeki bilgilere bakacak ve ardından geleneğe intikal edeceğiz demiştik. Bu çerçeveden meseleye bakınca karşımıza Hz. Peygamberin okuma yazma bilmez anlamındaki ümmiliğine destek olarak ele kullanılan rivayetler çıkıyor. Şimdi…
YORUM | AHMET KURUCAN Bazı sebeplerden dolayı bir müddet yazı serisine ara vermek zorunda kaldığım için bir cümlelik kısa bir hatırlatma ile başlamak istiyorum. Hz. Peygamber’in (sas) ümmîliği üzerinde duruyor ve ümmî kavramının hangi anlamda kullanıldığını ele alıyorduk. Bu kavramın sözlük manalarını ilk yazıda vermiş, ikinci yazıda ümmî kelimesinin Kur’an’daki anlamlarına başlamış, Kur’an’da ümmî kelimesinin geçtiği 2’si tekil, 4’ü…









